İnanılmaz ama gerçek: Milas'ta tarladan pamuk değil balık hasat ediyorlar
Pamuk tarlaları kurudu, topraktan deniz balığı fışkırdı! Dünyada eşi benzeri yok! Balıkçılığın 4 bin yıllık tarihinden başlayarak Milas'ta çorak topraklarda doğan tarla balıkçılığına uzanan bu özel haberde, çipura ve levrek üretiminin perde arkasını tüm detaylarıyla keşfedin. Ekonomiden ekolojiye, dünya örneklerinden yerel başarı hikâyesine kadar her şey burada.
BALIKÇILIĞIN 4 BİN YILLIK HİKÂYESİ
Dünyanın en eski protein kaynağı: Kontrollü balık üretimi
Balık yetiştiriciliği, sanılanın aksine yeni bir yöntem değil. İnsanlık, M.Ö. 1000’li yıllarda Çin'de sazan üretimiyle başlayan bir yolculukta, kontrollü gıda üretiminin temellerini attı. Antik Roma’da “vivarium” denilen deniz kenarı havuzlarında balık ve istiridye yetiştiriliyordu. Orta Çağ boyunca Avrupa’daki manastırlar, sazan havuzları kurarak hem protein ihtiyacını karşıladı hem de tarımsal döngüye katkı sundu. Çin’de pirinç tarlaları ile entegre balıkçılık sistemleri, binlerce yıldır hem tarımı hem hayvancılığı birlikte götürmenin modelini sundu. 20. yüzyıla gelindiğinde ise balıkçılık sanayileşti ve bugün dünya balık üretiminin %50’sinden fazlası kontrollü yetiştiricilikten sağlanıyor.
DÜNYADA TARLA BALIKÇILIĞI NASIL YAPILIYOR?
Asya’dan Amerika’ya kadar yaygın ama Milas’taki gibi değil
Bugün Endonezya, Filipinler, Tayland ve Bangladeş gibi ülkelerde milyonlarca dönüm arazide karides ve balık yetiştiriliyor. Pirinç tarlalarının tuzlu suyla doldurulması gibi melez modeller yaygın. ABD’nin Mississippi deltası ise yayın balığı üretiminde ön planda. Avrupa’da İtalya ve İspanya’da eski tuzlalarda balık yetiştiriliyor. İsrail çölünde bile tuzlu suyla kalkan yetiştiriliyor. Ancak dikkat çekici bir gerçek var: Deniz balığını kara toprak havuzlarında, doğal döngüyle yetiştirme modeli, dünyada Milas dışında bu ölçekte ve başarıda yapılmıyor. Milas, dünya akuakültür haritasında kendine özgü bir noktada.
TARLA BALIKÇILIĞININ TÜRKİYE’DEKİ DOĞUM YERİ: MİLAS
Tuzlu suyu lanet değil, bereket yapan ovadaki sessiz devrim
1980’li yıllarda Milaslı çiftçiler, pamuk ekilen tarlalarının altından çıkan tuzlu su nedeniyle zarar ediyordu. Ancak birkaç cesur üretici bu suyun çipura ve levrek için doğal bir ortam sağladığını fark etti. İlk toprak havuzlar Ekinambarı, Savran ve Avşar gibi mahallelerde açıldı. Doğal besin açısından zengin, geçirimsiz toprak, balıklar için ideal ortam sundu. Yıllar içinde bu havuzlar çoğaldı. Bugün Milas, Türkiye’deki tarla balıkçılığının %90’ını tek başına karşılıyor.
MİLAS’TA BALIK DEĞİL EKONOMİ YETİŞİYOR
1.000 kişiye doğrudan iş, 15.000 kişiye ekmek kapısı
Milas’taki toprak havuzlarda yılda 7.000 - 9.000 ton arasında çipura ve levrek üretiliyor. Ürünler hem iç pazara hem de Avrupa başta olmak üzere 60’tan fazla ülkeye ihraç ediliyor. 2020 yılında Milas’tan yapılan balık ihracatı yaklaşık 330 milyon dolar gelir sağladı. Sadece havuzlarda çalışan sayısı 1.000’i aşarken, kuluçkahane, yem fabrikası, taşıma ve paketleme işleriyle birlikte 15.000 kişilik bir sektör oluşmuş durumda. Bu, sadece balık değil, kırsalda yaşamı da sürdüren bir model.
TARLA BALIKÇILIĞI DOĞAYA RAKİP DEĞİL, DOST
Atıl topraklar ekonomiye kazandırılıyor, deniz baskısı azalıyor
Tarla balıkçılığı, doğal balık stoklarının av baskısından korunmasına yardımcı oluyor. Milas’taki toprak havuzlar, daha önce tarım yapılamayan tuzlanmış ve verimsiz araziler üzerine kuruldu. Toprak, yeniden üretime kazandırıldı. Havuzlarda bolca doğal plankton oluştuğu için balıklar daha az yapay yemle besleniyor. Böylece hem lezzetli hem de sağlıklı balıklar sofralara geliyor. Bu model aynı zamanda şehir dışına göçü önleyerek kırsalda yaşamı sürdürüyor.
TARLA BALIKÇILIĞI İLE DİĞER SİSTEMLER ARASINDAKİ FARKLAR
Ne avcılık, ne deniz kafesi… Toprak havuzun yeri bambaşka
Tarla balıkçılığı, deniz balıklarının kara üzerinde yetiştirildiği tek sistem. Deniz avcılığına göre sürdürülebilir, çünkü doğadaki stokları tüketmez. Kafes balıkçılığına göre daha sağlıklı ve lezzetli, çünkü doğal yemlenme şansı var. Kurulum maliyeti daha düşük, ama su yönetimi daha fazla emek istiyor. Tatlı su havuzlarına göre farkı ise: deniz balıklarını acı suyla yetiştirmesi. Yani tarla balıkçılığı, tüm üretim yöntemleri arasında bir köprü niteliğinde: hem kontrollü hem doğal.
PEKİ RİSKİ YOK MU?
Suyun yanlış yönetimi toprağı tuzlandırabilir, su kaynaklarını etkileyebilir
Her üretim sisteminde olduğu gibi tarla balıkçılığının da riskleri var. Yeraltı suyu çekimi arttığında çevredeki su seviyesi düşebilir. Ayrıca havuzlardan sızan tuzlu su, komşu arazilere zarar verebilir. Eğer havuzlar düzgün inşa edilmezse, su kaybı veya atık deşarjı çevresel sorunlara yol açabilir. Ancak Milas’ta bu riskler bilinçli üreticilik ve denetimle şu ana dek kontrol altında tutuldu. Devletin sağladığı destek ve altyapı hibeleri bu konuda büyük rol oynuyor.
MİLAS DIŞINDA NEDEN YOK?
Toprak, su ve tecrübe aynı anda her yerde bulunmaz
Tarla balıkçılığı Türkiye’de neden sadece Milas’ta var? Çünkü bu işi yapmak için 3 şeyin aynı anda olması gerekiyor:
Tuzlu yeraltı suyu
Kil ve geçirimsiz toprak
Tarıma elverişsiz ama düz alanlar
Türkiye’nin başka bölgelerinde bu üçü bir arada nadiren bulunuyor. Milas’ta bunların yanında bir de üretici tecrübesi ve birlik örgütlenmesi var. Bu nedenle burası sadece bir üretim üssü değil, aynı zamanda bir bilgi merkezi.
AKADEMİK DÜNYA TARLA BALIKÇILIĞINI İZLİYOR
Tezler, raporlar, makaleler: Gözler Milas’ta
Milas’taki tarla balıkçılığı üzerine çok sayıda akademik çalışma yapıldı. Risk analizleri, sürdürülebilirlik değerlendirmeleri, ekonomik modellemeler, çevresel etki analizleri bu araştırmalara konu oldu. 2015 tarihli bir tezde, bu yöntemin verimsiz topraklar için model haline geldiği vurgulandı. Tarım Bakanlığı ve FAO gibi uluslararası kurumlar da Milas modelini örnek olarak raporlarında tanıttı. Bu model gelecekte iklim değişikliğiyle bozulacak arazilerin değerlendirilmesinde umut verici bir çözüm olabilir.
TARLA BALIKÇILIĞI SADECE BİR ÜRETİM DEĞİL, BİR YAŞAM MODELİ
Milas’ta topraktan sadece zeytin değil, deniz balığı da çıkıyor
Milaslı birçok aile artık tarlasında değil, balık havuzunun başında mesai yapıyor. Eskiden pamukla uğraşan çiftçiler, şimdi Avrupa'ya çipura ve levrek ihraç ediyor. Bu dönüşüm sadece ekonomik değil, kültürel bir değişimi de beraberinde getiriyor. Kırsalda göçü durduran, gençlere iş kapısı olan, doğal kaynaklara dayalı üretimi teşvik eden bir yapı kuruldu. Tarla balıkçılığı, Milas’ta toprağın yeniden anlam bulmasını sağladı. Ve tüm Türkiye’ye örnek oldu.