Tarihçiler hâlâ tartışıyor: Milas'ın bombalanması kaza mı mesaj mıydı?
15 Mart 1942 gecesi Milas'ta yaşanan bombardıman, II. Dünya Savaşı'nda tarafsız kalan Türkiye'nin dahi savaşın gölgesinden kaçamayacağını gösterdi. İngiltere'ye ait savaş uçaklarının 'yanlışlıkla' gerçekleştirdiği bu saldırı, bir can aldı, bir ilçeyi sarstı ve yıllar sürecek soruları beraberinde getirdi.
Birleşik Krallık uçaklarının bombaladığı unutulmaz gece
II. Dünya Savaşı’nın ortasında, Türkiye savaş dışı bir ülke olarak denge politikası yürütmeye çalışırken, tarihe geçen ve Milas’ın hafızasında derin izler bırakan bir olay yaşandı. 15 Mart 1942 gecesi saat 00:55 sularında, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) ait savaş uçakları Milas semalarında belirdi. Toplamda 15 bomba bırakıldı, ardından makineli tüfeklerle sivillerin üzerine ateş açıldı. Hedef alınan bölge Milas’ın Topbaşı Mahallesi ve çevresiydi. Saldırıda cephanelik bekçisi Dursun adlı bir vatandaş hayatını kaybetti, hamile eşi ağır yaralandı. Patlamalar çok sayıda evin hasar görmesine, tarlaların delik deşik olmasına neden oldu. İlçe halkı korku içinde evlerinden dışarı fırlarken, uçaklar kısa süre içinde Bodrum yönüne çekildi.
İngiltere’den şaşkın açıklama ve tazminat sözü: "Yanlışlıkla Milas’ı bombaladık"
Bombardımandan sonra Türkiye kamuoyu, saldırının failini merak ederken, birkaç gün içinde gerçek ortaya çıktı. İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Sir Hughe Knatchbull-Hugessen, Türk hükümetine resmî bir açıklamada bulundu. Açıklamada, İngiliz savaş uçaklarının asıl hedefinin Nazi Almanyası’nın işgali altındaki Rodos Adası olduğu; ancak kötü hava koşulları nedeniyle rotalarını kaybederek yanlışlıkla Milas’ı bombaladıkları ifade edildi. Büyükelçi, İngiliz hükümeti adına derin üzüntüsünü dile getirerek, bombardımanda zarar gören halk için tazminat ödemeye hazır olduklarını söyledi.
Bu diplomatik açıklama, resmi özür ve tazminat teklifi, olayın etkisini bir nebze hafifletse de halk arasında öfke dinmedi. Türkiye’nin tarafsız kalmaya çalıştığı bir savaşta, böyle bir saldırıya uğraması, o dönemde ciddi siyasi tartışmaların da kapısını araladı.
“Bir Türk şehrine yapılan tecavüz”: Basında infial, halkta endişe
17 Mart 1942 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, bu saldırıyı “Bir Türk şehrine yapılan tecavüz” başlığıyla okuyucularına duyurdu. Olay sadece ulusal basında değil, yerel gazetelerde ve halk arasında da uzun süre tartışıldı. Milas’ta yaşayanlar, o geceyi yıllarca konuşmaya devam etti. Kimileri evlerini kaybetti, kimileri yakınlarını. Olayın doğrudan etkisi kadar, ardından gelen korku ve endişe de ilçeyi derinden sarstı.
Türkiye basınında geniş yankı bulan bu hadise, aynı zamanda devletin tarafsızlık politikalarının halk üzerindeki etkisini ve kırılgan güvenlik yapısını da gündeme taşıdı.
Tarihçilerin gözünden Milas Bombardımanı: Kaza mı, kasıt mı?
Olayın hemen ardından yapılan diplomatik açıklamalar, saldırının bir navigasyon hatası olduğunu belirtmiş olsa da, yıllar içinde tarihçiler ve araştırmacılar arasında farklı görüşler ortaya çıktı. Özellikle bazı akademik kaynaklarda bu saldırının “yanlışlık” olmadığı, Türkiye’ye dolaylı bir mesaj vermeyi amaçladığı iddiaları tartışıldı.
“Yerel Basına Göre İkinci Dünya Savaşı’nın Muğla’ya Yansıması” başlıklı akademik makalede, saldırının yerel halk üzerindeki etkileri detaylı biçimde ele alındı. Bazı spekülatif iddialara göre uçakların görünüşü Alman savaş uçaklarını andırıyordu ve hatta pilotların Alman üniformasına benzeyen kıyafetler giydiği öne sürüldü. Bu da saldırının arkasında daha karmaşık bir strateji olabileceğini düşündürdü.
Her ne kadar resmi açıklamalar, olayın basit bir hava navigasyon hatası sonucu gerçekleştiğini söylese de, tarihsel arşivler bu olayın hâlâ tam olarak açıklığa kavuşmadığını gösteriyor.
Sadece bombalar değil, zaman da iz bıraktı: Milas hâlâ o geceyi unutmuyor
Bugün, üzerinden 80 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, Milas halkı 15 Mart 1942 gecesini unutmuş değil. Her yıl Mart ayında, Topbaşı Mahallesi’nde bu olayın anıldığı küçük bir tören düzenleniyor. Saldırının kurbanı olan Dursun’un adı, bugün ilçedeki bir sokakta yaşatılıyor. Milas’ın yaşlı sakinleri, o geceyi hâlâ net biçimde hatırladıklarını söylüyor: "Gece yarısı bir anda ev titremeye başladı, gökyüzünde demir kuşlar vardı ve her yer alev içindeydi" sözleriyle anlatıyorlar.